Arabayla Akdeniz Turu

Yine geçen sene tatili bitirdiğimiz yerden, konyaaltından başlıyoruz.
Amacımız Antalya dan Mersin'e kadar gezmek.. 

tatile giderken yolculuk bir başka güzel :)
Konyaaltında booking.com dan bulduğumuz bir otele yerleştik.

ve geçen sene fazla gezemediğimiz antalya yı keşfetmeye başladık.. Çarşıda dolaşıp bazı eksiklerimizi tamamlarken aynı zaman da Hadrian Kapısı ve Yivli Minareyi de görmüş olduk.

Hadrian Kapısı veya Üç Kapılar
Hava aşırı sıcak ve nemli olduğu için hem tatil eksiklerimiz hem de yemek yemek için Markantalya avm ye attık kentimizi. Girdiğimiz her yerde klimalar sonuna kadar açık olunca sabah boğaz ağrısı ve hafif bi öksürükle uyandık, aman dikkat..

Düden Park

 Akşam Düdenin denize döküldüğü yerde Düden park da dolaştık biraz, hatta burada ki bi mısırcı da mısır yiyip çay içtik, bol bol da sohbet ettik ama niyeyse hep unutuyorum sohbet ettiğimiz insanlarla resim çekmeyi :( Bize kaleiçi ve Atatürk parkını görün dedi.. sahilden Lara Caddesi boyunca geze geze kaleiçine döndük. Kaleiçinin dar sokaklarında barların, restoranların aralarında dolaşarak tarihi dokuyu içimize çektik, bi yerde otursak mı dedik ama biraz daha gezelim dedik şehri..

Düden Kıyı Şelalesi
Bir de Atatürk parkına gidelim dedik. Güneş çoktan battığı için manzarayı göremesekte canlı müzik yapan bir sürü restoran ve cafe mevcut, oldukça canlı bir yer. Bizde bi mekanda oturup müzik dinleyip yorgunluk attık, akşam takılmak için kaleiçi'ne kıyasla mekanlar daha nezih burada..

Konyaaltı plajı..
Kahvaltıdan sonra konyaaltında denize girip öğleden sonra yemek filan derken akşam üstü Perge antik kentine şöyle bir göz atıp Kadriye de kalacak yer ayarladık ve Belek'e geçtik. 

Perge Antik Kenti
Aklınızda olsun Belek te kalacak sadece bi kaç tane motel var, zira yer bulamayıp kadriye ye geri döndük ve orda bi otele yerleştik. Zaten aralarında pek bi mesafe yok (4-5 km)


Sokakları bomboş görünce bi esnafa sordum, son yılların en kötü sezonuymuş. Resimde gözüken neredeyse herkes esnaf. 

Belek Beach Park
Yemek yediğimiz yerden aldığımız tavsiye üzerine(burda da adamla baya sohbet edip hayat hikayesini dinledik ama arkadaş yine resim yok ya :) beach parka gittik. 
Belek beach parkta ki restoranlar da güzel bir akşam yemeğiyle birlikte canlı müzik keyfi yapabilirsiniz. Kısaca belekteyseniz takılmak için buraya gelin. Fiyatları da gayet makul işletmelerin..


vee işte Belek te kalmamızın asıl nedeni :
 Serik' den 4-5 km sonra Köprülü Kanyon yoluna sapılıyor ve yaklaşık 35 km sonra rafting firmalarıyla karşılaşıyorsunuz. Biz internetten bulduğumuz Enjoy Rafting ile görüştük, saat 11 den önce orada olmamız gerektiğini, yaklaşık 4 saat sürdüğünü, öğle yemeği dahil kişi başı 20 tl olduğunu ve aracımız yoksa kişi başı +10 tl ye bizi otelimizden alabileceklerini söylediler.

:))
Köprülü kanyon yoluna döndükten yaklaşık 45 dk sonra ordaydık. Eldiven ve ayakkabının gerekliliğinden bahsedip kiralamak istediler, ayakkabı mantıklı geldiğinden(öyleşmiş de) kiraladık, sevcan eldiven de kiraladı ve yakşalık 20 kişi minibüse binip başlangıç noktasına 7-8 km yol gittik. Diğer rafting firmaları gibi bizde botları suya indirdik ve macera, diğer botlarla su savaşı yaparak başladı :)
tipi kes :)  şansımıza bize filistinli bir kafile denk geldi, hacı teyzeler sayesinde okuya üfleye kazasız belasız tamamladık :)) ayrıca teyzelerden de anlaşılacağı üzere korkulacak hiç birşey yok.

Sanırım parkur için 14 km demişlerdi. Genel olarak sakin bir seyir izliyorsunuz, iki kez yüzme molası veriliyor, mola noktalarında yediğiniz gözleme, mısır vs için varış noktasında ödeme yapıyorsunuz. Yaklaşık 3 saat kadar sürüyor ve gerçekten çok keyifli bir deneyim. 



Yüzme molalarında buz gibi suda yüzmek çok keyifli.Varış noktasına ulaştığınızda üzerlerinizi giyinip tavuk, pilav, makarna dan oluşan yemeğimizi yedik ve yollara düştük.. 
Aspendos ve Aspendos köprüsünü daha önce gezdiğimizden pas geçtik, ayrıca bu bölgede farklı bir eğlence daha varmış : http://www.hip-notics.com/Hakkimizda.aspx 

İşte benim en sevdiğim, güneş yakıcı etkisini kaybetmiş ve batana kadar deniz keyfi yapabileceğiniz huzurlu bir ortam.. Tam bu noktaya 36.679673, 31.620477 arabayı bırak ve sahile in..
Side'yi ve Manavgat şelalasini balayımız da gördüğümüzden es geçtik ve direk Alanya'ya yöneldik,
Haziran 2010, Manavgat Şelalesi hayal kırıklığı olabilir ama antik kente göz atmak lazım..
Yolda Titreyen Göl tabelası çekici geldiğinden girip bi göz attım ama etkileyici birşey yok, oteller arasında, hafif esen rüzgarın titriyor gibi gözükmesini sağladığı ufak bir göl.. Kahverengi tabelanın gazına gelmeyin yani :)

Alanya kalesi, manzarası ve bol bol özgürlük hissi..
Alanya'ya akşam vardığımızdan yine booking.com vasıtasıyla bir otele yerleştik ve biraz dolaşalım, yemek yiyelim derken, iyice yorulup otele döndük..


Sabah otelde kahvaltı sonrası, Damlataş (Kleopatra) plajnına gidip deniz keyfi yapalım dedik, dedik ama denizin fazla dalgalı olması sürpriz oldu. Yine de dalgalı filan baya takıldık denizde. Plajda Sevcan güneşlenirken bende şemsiye altında telefondan Alanya'nın gezilesi yerlerini araştırıyordum..


Alanya da herkesin tavsiye edeceği yer : Dim Çayı.. Alanya merkezden 7-8 km sonra Dim Çayına ulaşıyorsunuz. Benim tavsiyem Dim Çayı yoluna girince yol bitene kadar, yol üzerindeki tesislere baka baka, yavaş yavaş devam edin. Sonunda baraja ulaşacaksınız, burda çay satan yaşlı amca hala duruyorsa bi çayını için ve geri dönün...

Hangi tesis size daha güzel göründüyse önüne parkedin.. 
Ben hala yüzen bi kaç kişi olduğu için burda durdum.

Tabiki yüzdüm.. Kaydırağın başındaki benim :))
Bakmayın ortamın böyle sakin göründüğüne, sebebi bizim güneş batmaya yakın gelmiş olmamız. Su buz gibi olduğundan güneş etkisini yitirince kimse kalmıyor tabi.. bizde bilsek daha erken gelirdik.. ama benim için farketmez gece bile girerim :)


Balıklar pişene kadar buz gibi suyun tadını çıkarın.. 
Alabalığımızı yiyip çayımızı da içtikten sonra hafiften üşümeye başladık.. kalkma vakti geldi..

Liman da bir birinden sexi tur tekneleri var.. tur seçeneklerini değerlendirebilirsiniz..
Alanya çok sayıda güzel mekana, cıvıl cıvıl bir çarşıya ve hareketli gece hayatına sahip. 
Belekten sonra hayat burdaymış dedirtiyor..

Selçuklu Tersanesi

Limanı, sahili, çarşıyı vs gezdikten sonra bi yerde takılalım dedik..

Havana Club
İnternette Alanya da Robin Hood la birlikte en iyi yerlerden olduğu yazıyordu. Kemer de, bodrum da kapısından geçilmeyecek club lardan aşağı kalır yanı yok(bence :)

Kale den
Sabah hızlıca kaleyi dolaştık(m), çünkü Sevcan gezmiş zamanında ve bu sıcakta gözü kesmedi, kalenin manzarası mutlaka görülmeli diyorum. Bir de Ehmedek isimli iç kale var, ben meraktan orayı da gezdim ama enterasan bir şey yoktu.

Damlataş çukuruna sadece bu merdivenleri inerek ulaşıyorsunuz.. evet hepsi bu :)
Dim çayı yakının da bir de Dim Mağarası var, kapanış saatini kaçırdığımızdan önceki gün orayı gezemedik. Bugün de tekrar oraya dönüp vakit kaybetmek istemedik ama mağara gezmek istiyorsanız oraya gidin. Yıllardır mağara diye bildiğimiz damlataş bir çukurmuş meğerse :)



Merdivenden inince bir sonraki galeriye nerden iniliyor diye bakınmaya başladım ama hepsi buymuş :) Tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu benim için, Sevcan söylemişti(gelmiş daha önce çakal) küçük olduğunu ama bu kadar da beklemiyordum. Mağara deyince Dupnisa gibi içinde kaybolabilmeli insan..

Ve Anamur


Alanya - Anamur yolu gerçekten bahsedildiği kadar varmış, tehlikeli olduğu kadar keyifli de bir yol ama inşaatı devam eden tüneller bitince tehlikeside kalmaz heralde..


Anamura gelir gelmez burda tantunimizi yedik(başarılı.. nitekim her acıktığımızda burdaydık) ve tayfun otele yerleştik(iyi fena değil 70tl) 


Sonra da  Ören'e Anemurium antik kentinin sahiline gittik..
Arabayı antik kentin girişine bırakıp sahile 100 metre kadar yürüyorsunuz.


Tam 7 yıl sonra aynı sahildeyim ve tıpkı o soğuk kış günü hayal ettiğim gibi, denizin keyfini çıkarmak için burdayım :)

Deniz mükemmel, yavaş derinleşiyor ve su berrak ötesi.. alanya gibi çok tuzlu da değil..
Anamur yerlisinin denize girmek için tercih ettiği yer burası..

Bu taşların bir kısmı salonumuzda dekor olarak duruyor :))
Ortamın sakinliğini görebilmeniz için her iki tarafı da çektim.. Haftasonu belki biraz daha hareketli olur ama her zaman huzurlu olacağı kesin buranın. Doğa, tarih ve deniz bir arada.. Burası tıpkı Olimpos'un keşfedilmemiş hali gibi. Arkanız da ki antik kente de ufaktan bi göz atın..


Komşumdan ödünç aldığım bu termos çanta tatilimizin olmazsa olmazı oldu. Şiddetle tavsiye ediyorum. 
Alanya dan sonra Anamur gerçekten çok tuhaf geliyor. Alanya'nın o hareketli sokakları, barları, kalabalığı, trafiği, enerjisi yerini sakinliğe, çekirdek çitleyerek sahil şeridini bu oyana bi buyana turlayan ailelere, çay bahçelerinde okey oynayan, tavla atan insanlara bırakıyor. Zaman yavaşlamış gibi geliyor sanki :) Bizde aynı şekilde elde dondurma sahilde dolaşırken bi yerden müzik sesi geldiğini duyduk.. 

Anamur da gençlerin takıldığı canlı müzikli yegane mekan.. Bar10.. iyiki varsın :)
Anamurdan ayrılmadan önce Sevcanın Anamur da ki akrabalarına uğradık ve ısrarlarına dayanamayıp bir gece de onlarda kaldık. Sabah erkenden ve kahvaltı etmeden yola çıkıp üniversiteyi okuduğumuz yere Ermenek'e yollandık.

Bilmiyorum bu resim ne kadar anlatabiliyor ama Alanya - Anamur yolu halt etmiş :)
Sevcan kahvaltılık birşeyler almak için merkeze dönelim dedi, ben ermenek yolu üzerinde vardır bir yer illa dedim ama bi tane fırın çıktı onda da poğaça simit hiç bi şey yoktu ve yine sevcan haklı çıktı :)

Abanoz yaylası, Anamur da yanarken bi saat yol geldik ve üşüyoruz :)
Abanoz yaylasında (36.311815, 32.933044) ben fırında sıcak pide sırası beklerken(ramazan ayı gibi pide çıkıyodu), sevcan da manavdan domates, biber, marketten de peynir almış, bana bunları kesmek için bıçakta alalım, bide nerde yicez burası çok soğuk filan diye dert yanıyodu. Bekle dedim iki dk, gidip kahveden termosa çay doldurttum.. Geri geldiğimde sevcan birisiyle sohbet ediyordu. Ablanın birisi anlamış bizim kahvaltı edeceğimizi, gelin beraber edelim diyor illa.. şaşırdık.. ve sevindik :)

Şu tavanın içindeki patates kavurması fenaydı, Allah razı olsun..
Zeki kızımız Ankara da bi üniversite kazanmış bu sene başlıyormuş onu anlatıyor, Sevcan da numarasını verip ailem Ankara da neye ihtiyacın olursa ara mutlaka diyor..


Abanoz yaylasından bu sıcak ailenin misarfirperverliğini arkamızda bırakarak ayrılıyoruz..


sevcana çaktırmadım ama stres yaptım biraz, yakıt ışığı yanalı 50 km olmuş hala Kazancı ya (benzinliğe) 6 km var diyor gps..  normal de ışıktan sonra 70 km bile gidiyor ama bu dağ yollarında sürekli tırmandığımızdan ve oksijen azlığından normalin 2 katı yakıyor araba.. Sevcan da hani shell den başka yerden almicaktın diyo :)

Ve ermenek..


Bizim öğrenci yurdu, çağrı merkezi olmuş :(



Okul Selçuk üniversitesinden, Karamanoğlu Üni ye bağlanmış.. yeni yurtta arkada..

Ermenek te yıllar sonra aynı yerlerde dolaşmak, aynı yüzleri görmek, aynı yerde yemek yemek farklı ve duygu dolu bir deneyim oldu bizim için..

Yıllar sonra tanıdık yüzler bulmak, eski günleri yad etmek..
Ermenek ten sonra hedefimiz, Mut üzerinden Silifke.. Mut'ta bir tanıdığa uğrayıp ayak üstü lafladık ve Silifke'ye sürdüm. Silifke de Göksu nehri kıyısında bir çay içip Silifke kalesine çıktık.. Kale yolu son derece ıssız olmasına karşın yukarıda Kale restorant bir hayli kalabalık ve canlıylı. Birer çayda burda içtik ve Kızkalesine doğru devam ettik..

Otel balkonundan manzaramız.. şaka gibi :)
Aslında Susanoğlun da kalacaktık ama bize çok kalabalık ve curcunalı geldi, 7 sene önce geldiğimde küçük şirin bir yerdi. Böyle olunca bende direk Kız kalesine sürdüm ve burda Ufuk otele yerleştik. Cuma akşamı da olması nedeniyle bütün mersin ve adana buraya akıyordu sanırım.

Kız kalesinde deniz incecik kum ve çok yavaş derinleşiyor, gerçekten harika bir doğa ancak kesinlikle hafta sonu gelinmemeli. Aşırı derece de apaçi ve kitleler halinde dolaşan atletli ameleler mevcut.

Cennet'e iniş konusunda sevcanı ikna etmeye çalışıyorum :)
Akşam bu durumu farkedince, sabah güneş doğarken denize girip, yarım saat kadar takılıp otele döndük. Tatilimizin son deniz keyfiydi bu.. 

Deniz faslını kapatınca, planımız yakınlarda Cennet ve Cehennemi ardından astım mağarasını gezip mersine devam etmek..




Cennet ve cehennem görülmesi gereken yerler bence, Cennet için bir hayli merdiven iniliyor. Sonunda bu tarihi kliseyi ve biraz daha aşağıda geniş ama kısa bir mağarayı görüyorsunuz.
Cehenneme çöküğüne ise sadece yukarıdan bakıyorsunuz..

Kliseden aşağı bakış. Mağara içi yukardan su damladığı için kaygan çamurla kaplı, inerseniz dikkatli olun, mağaranın sonunda yer altı sularının sesleri duyuluyor.. şşşş diye, zamanında duymuşluğum var :)


Ardından hemen yakındaki astım mağarasını gezdik, işte içinde kaybolabileceğiniz bir mağara.. iniş-çıkış biraz zahmetli de olsa görmeye değer..

Hava aşırı sıcak olduğu için sevcanın Cennet, Cehennem de gösterdiği sabrı taktir ediyorum. Gerçi burda her yeri gezmiştim ben, sırf o da görsün diye geldim buralara sabretcek tabi azcık :))


Mersin de, tantuni konusunda en meşhur yerlerden olan Yaprak Tantuni de yemeğimizi yedik ve arabayla şehri biraz turlayıp(çok sıcak çünkü) Ankara yoluna düştük..


Pozantı dan sonraki düzlüklerde sanderoyla hız rekoru, tabiki yokuş aşşa :))



Yanından geçerken tuz gölüne de uğramamak olmaz.. farklı bir deneyim, yarım saatiniz varsa uğrayın..